Son Dakika
16 Aralık 2017 Cumartesi

Bitmeyen tartışma; Arefe mi, Arife mi?

11 Haziran 2016 Cumartesi, 08:40

Bitmeyen tartışma; Arefe mi, Arife mi?

Bayram öncesini tarif etmek için kullandığımız Arife veya Arefe ya da Arafe sözcüğünün hangisinin kullanımının doğru olduğu hep tartışıldı. Ramazan Bayramı gelmeden bu tartışmayı bir kez daha ama bu defa kelimelerin kökleriyle yapalım.

Arife (Arapça: يوم عرفة), herhangi bir dinî bayramdan önceki gün.

Arife günü aslen hicrî kâmerî Zilhicce ayının 9. günüdür ve bu gün Kurban Bayramı’ndan önceki, terviye gününden sonraki gündür. Ancak zamanla Ramazan Bayramı için de kullanılmaya başlanmıştır. Bunun yanı sıra herhangi bir şeyden önceki gün anlamında da kullanılır.

Arife sözcüğü en geç 1400’lü yıllarda Arapça “arafat” (irfan, bilme) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Muhtemelen “geleceği haber verme” anlamındaki irafat sözcüğünden gelir. Arapça orijinalinin etkisiyle Türkçede arefe şeklinde kullanımına da rastlanır. Sözcük “Arefe” haliyle Türkçede kadın ismi olarak da kullanılır.

Arife sözcüğünün Türkçede “herhangi bir şeyden önceki gün” anlamında kullanımına ise ilk kez 1945 yılında rastlanır.

Arefe günü nedir merak edilenler haberimizde. Arefe mi arife mi detayları haberimizde bulabilirsiniz.  Arife mi Arefe mi?

Güzel bir araştırma için vesile oldu bu. Nişanyan sözlüğünde bile konu açıklığa kavuşmamış. Kamus Türki’ye göre bunun asıl yazılışı arefe (a kısa). Kelime de aslında Kurban bayramından bir önceki günün ismi. Kurban bayramında bir önceki gün hacılara Arafat’a çıkar. Bayramdan önceki güne arefe denmesi oradan geliyor. Arafat (Ğäräfât) Arefe’nin (ğäräfäh) çoğulu. Hatta Arafat dağına Arefe dağı da deniyormuş. Biz şimdi her iki bayramdan önceki güne de arefe diyoruz. Kelimenin yazılışındaki temel harfler ayın-re-fe tanımak, haberdar olmak anlamına geliyor; ârif, irfan vs. kelimeler de aynı kökten. Ama bu güne arefe denmesinin sebebi arefe kelimesinin sözlük anlamı değil dağın özel ismi olan Arafat’a yapılan gönderme. Dağa niye Arafat (tanımalar, haberdar olmalar) demişler ona bakmak lazım. Sonuç olarak arife kelimesi de çok yaygın kullanılmakla birlikte kelimenin aslı nedir derseniz aslı arefe hatta arafe günü derim. Doğrusu yazımı da odur gibi geliyor. Dilde hala var çünkü.

Kurban Bayramı ismiyle bilinen kutlu zaman dilimleri, aslında arefe günüyle başlıyor. Kurbanın dördüncü günü ikindi namazında son buluyor. Nitekim Resulullah (sas), “Arefe günü ve teşrîk günleri (2, 3 ve 4. günleri), hepsi bizim bayramımızdır.” buyuruyor. Peki bu kutlu zaman dilimlerini nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Zilhicce ayının 9. günü yani bugün arefe. Haccın iki temel rüknünden birisi olan vakfe, Kurban Bayramı’ndan bir gün evvel Arafat Meydanı’nda topluca yapıldığından bugüne yevm-i arefe deniliyor. Bütün sene içinde affedilenlerden daha çok mü’minin cehennemden azad olduğu bir gün olması itibarıyla da bugün, Müslümanların kurtuluş bayramı. Nitekim Feyruz bin Deylemi’den rivayet olunduğuna göre Efendimiz (sas), “Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah’ın kıymet verdiği bir gündür.” buyuruyor. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (sas) başka bir hadis-i şeriflerinde, “Günlerin en efdali arafe günüdür. (Faziletçe) cumaya denktir. O, cuma günü dışında yapılan (yani hacc-ı ekber dışındaki) yetmiş hacdan efdaldir. Duaların en efdali de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en efdal söz de ‘Lâilâhe illallâhü vahdehû lâ şerike lehu. (Allah birdir, Ondan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur) sözüdür.” diyor.

 

Bayram arefeyle başlıyor

Kur’an-ı Kerim’de arefe gününden iki yerde bahsediliyor. Buruc Sûresi’nde geçen “Şâhid ve meşhûd’a kasem ederim ki…” ayetindeki şâhid ve meşhûd’dan maksadın ne olduğuna dair yapılan tefsirlerde meşhûd, arefe günü; şâhid de arefe günü Arafat’ta hazır bulunan hacılar olduğu belirtiliyor. Arefe günü Kur’an’da, ikinci olarak Bakara Suresi’ndeki “O eyyâm-ı ma’dûdât / sayılı günlerde (arefe ve kurban bayramı günleri tekbir getirerek) Allah’ı zikredin.” ayetindeki ‘sayılı günler’ ifadesinde geçiyor.

Ayette arefe ve bayram günlerinin en önemli hususiyetlerinden birinin “farz namazların akabinde, kurbanlar kesilirken ve şeytanlar taşlanırken teşrik tekbirleri getirmek” olduğu vurgulanmış. Teşrik tekbirleri arefe günü sabah namazıyla başlıyor, bayramın dördüncü günü ikindi namazıyla sona eriyor. Nebevi tatbikat üzere bugünlerde ister seferî, ister mukim, ister cemaatle, isterse yalnız olarak kılınan beş vakit namazın farzlarını müteakip selam sonrası teşrik tekbiri getirmek, hacdakilerle beraber bütün yeryüzündeki Müslümanlara vacip. Teşrîk tekbiri şöyle: “Allahü ekber. Allahü ekber. Lâilâhe illallâhü vallâhü ekber. Allahü ekber ve lillâhilhamd. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. O’ndan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Ve bütün hamdler O’na mahsustur.”

 

Arefesi cumaya tevafuk eden bayramın kutsiyeti

Aliyyü’l-Kâri, hadiste, arefe gününün en efdal veya cumaya müsavi gün olduğuna dair bir işaret olduğunu söylüyor. Alimlerin çoğunluğunun kabulüne göre ise “Allah katında günlerin en şereflisi ve en kıymetlisi cuma günüdür.” hadisi, haftanın en hayırlı gününü tespit ediyor. Arafe ve kurban günleri ise yılın en faziletli günleri. Yine arefesi cumaya tevafuk eden haccın fazladan kutsiyet kazanıp hacc-ı ekber haline gelmesi gibi hacc-ı ekberin arefe günleri de diğer hacların arefe günlerinden daha kutsi.

 

Arefe tanışmak demek

Arefe kelime olarak, tanışmak, öğrenmek, itiraf etmek ve güzel koku manalarına geliyor. İslam âlimleri bugüne arefe denilmesinin sebeplerini izah ederken bütün bu anlamlara itibar etmişler. ‘Tanışma’ manasına göre: Cennetten yeryüzüne indirilen Hz. Adem ile Havva’nın buluştuğu güne arefe günü, buluştukları dağa da Arafat dağı adı verilmiş. Bir diğer görüşe göre, Hz. İbrahim, Allah’ın emri üzerine oğlu İsmail ve eşi Hâcer’i Mekke’de bırakıp Şam’a gittikten yıllar sonra onlarla buluşup görüştüğü mekâna Arafat, zamana da arefe günü ismi verilmiş.

 

‘Öğrenme’ ve ‘itiraf’ günü

Arefe’nin ‘öğrenme’ manasına göre, Cebrail, Hz. Adem’e haccın menâsikini bizzat uygulatarak öğretmiş, vakfe yaptıkları gün ona “Artık öğrendin mi?” diye sormuş, Hz. Adem de “Evet, öğrendim.” demiş. Bunun üzerine oraya Arafat, o güne de arefe günü adı verilmiş.

‘İtiraf’ manasına göre, hacılar vakfe yaptıkları günde, Allah’ın rubûbiyetini, celalini, azametini, kimseye ihtiyacı olmamasını; kendilerinin ise zillet ve fakirliklerini, Allah’a son derece muhtaç oluşlarını itiraf ederler. Nitekim Hz. Adem ve Havva da Arafat’ta ilk defa buluştuklarında Araf Sûresi’nde buyurulduğu üzere “Ey Rabb’imiz! Biz nefsimize zulmettik. Günahlarımızı bağışla!” diye itirafta bulunmuşlar. Bu itirafların yapıldığı o zamana arefe günü, mekana da Arafat dağı adı verilmiş. ‘Güzel koku’ manasına göre ise, hacılar, arefe günü Arafat’ta bütün günahlarından tevbe ederler. Böylece günahların manevî pisliğinden temizlenen mü’minler, mânen güzel kokulu hale gelirler ki bu sebeple o güne arefe, o yere de Arafat denilmiş.

 

Arefe gününde bunlar yapılabilir

Oruç: Peygamberimiz’in (sas) bayram ilan ettiği arefe gününü yalnızca, bir gün sonra başlayan kurban bayramı günlerine (eyyâm-ı nahr) hazırlık günü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini birçok hadis-i şerifte belirtmiş. Ebu Katade’nin bildirdiğine göre Resulullah’a arefe günü oruç tutma hakkında sorulduğunda Efendimiz (sas), “O gün tutulan oruç, geçmiş ve gelecek senenin günahlarına kefaret olur.” buyuruyor. Beyhakî’nin bir rivayetinde Hz. Aişe (ra), Efendimiz’in “Arefe gününün orucu bin gün oruç tutmak gibidir.” diyor. Efendimiz’in (sas) “Allah’ın kıymet verdiği bir gündür.” diye vasıflandırdığı bu kutlu zaman dilimini verimli geçirmek için bir amel de tavsiye ediliyor.

Dua: İhlâs Sûresi’ni yüzer defa tekrar ile okumak, mübarek arefe gününde yapılması müstahsen olan bir âdet-i İslâmiye. Bazı yörelerde bin İhlâs-ı Şerif okunması gelenek olmuş. Beş yüz arefede, beş yüz de ondan önceki günde olmak üzere ikiye taksimle de bu okunabilir. Böyle bir okuyuşun bereketiyle kalpte birtakım hakikatlerin açıldığını ve çoğu manevî duyguların bundan gıdasını aldığını bazı İslâm ulemasının tecrübeleri gösteriyor.

Namaz: Arefe günü, öğlenle ikindi arasında iki rekât namaz kılınması tavsiye ediliyor. Bu namazın her rekâtında; Fatiha Sûresi’nden sonra, elli kere İhlâs Sûresi okunuyor.

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: