“Bu ülkenin sahibi millettir”

24 Eylül 2016 Cumartesi, 10:10

Cemiyet Başkanı Dişkaya:

“Bu ülkenin sahibi millettir”

 

Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Zeki Dişkaya, cemiyette yaptığı basın toplantısında, 15 Temmuz ihanet girişiminin ardından Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti’nin ilk toplantısını yaptıklarını söyledi.

Bu süre zarfında gidişatın Adıyaman yansımalarını ve Türkiye boyutunu gözlemlediklerini belirten Dişkaya, konuyla ilgili duruşlarını da bundan önce çeşitli paylaşımlarla ortaya koyduklarını ifade etti.

“Ancak gördüğümüz bazı eksiklikler, bazı aksamalar, bazı pis kokular burnumuza geldiği için bugün bu basın açıklamasını sizlerle beraber yapma gereği duyduk” diyen Dişkaya, şunları söyledi:

“Bu ülke sahipsiz değil, bu ülkenin sahibi millettir. Millet gerektiğinde tavrını ortaya koyar. Bunu 15 Temmuz’da da ispat etti. Umarım ve temenni  ederim ki bunun ikinci kez ispatına bir zemin hazırlanmaz. Bu konuda da ciddi endişelerimizin kamuoyunda beklentileri var ama umarım biz yanılırız. Özellikle fetö terör örgütünün Adıyaman kokusunu 2008 yılında Adıyaman’da valilik yapan sayın Ramazan Sodan, isim veriyorum. Zamanında aldık cumhuriyet başsavcılığına terör hareketinden önce resmi şikâyet dilekçemizi verdik. Ancak Adıyaman cumhuriyet başsavcılığı konuyu Yargıtay cumhuriyet başsavcılığına iletti. Şuanda dosya cumhuriyet başsavcılığında fakat akabinde 15 Temmuz ihanet teşebbüsünden sonra yasalarda, şartlarda değişti. O vesile ile bugün bu toplantımızın sayın valimiz tarafından, sayın cumhuriyet başsavcımız, sayın yetkililer tarafından, nazar itibari alınması, konuyla ilgili gerekli tahkikatların başlatılması bizim arzumuz ve talebimizdir. Özellikle fetö terör örgütünün Adıyaman imamlığını yapan Habip hoca isimli kişinin valilik konağında mutat şekilde Vali Ramazan Sodan ile görüşmelerine şahidiz. Bu görüşmeler hangi aralıklarla yapıldı? Bu görüşmelerde hangi listeler sayın Vali’ye verildi?  Bu görüşmelerde hangi kararlar alındı? Bunun mutlaka araştırılıp ortaya çıkarılması lazım. Ahmet Adıyaman isimli şahıs Adıyaman’da bu terör örgütünün ileri gelen olduğu kamuoyu tarafından malum kayıtlarda da bu böyledir. Bu şahsın terör örgütünün girişiminin aylarca önce varını yokunu satıp yurt dışına kaçmasının istihbaratını buna kim verdi? Nasıl bilgiyi aldı? Ve bu şahıs zamanın valisi sayın Ramazan Sodan ile ilişkileri nedir? Hangi bilgileri verdi? Hangi yurtların ve Semader’e ve diğer fetö yan kuruluşlarına verilmesini talep etti. Dağ dibindeki ormanlık arazinin imara açılıp ve orada okulun yapılmasını çalışmasının emirlerini kimler verdi? Diğer mülkiyetlerin tahsisini kimler sağladı? Bunların tamamı şuan itibariyle karanlık içerisinde duran konulardır. SODES bitişiğimizde olan kurum, 2008 yılından 2013’e kadar itibaren milyarlarca lira SODES tarafından Fetönün yan kuruluşlarına resmen aktarıldı. Belgeli ve resmi, burada isim ve soy isim veriyorum. Bunun daha neti ve açığı olamaz. Eğer bütün bunlara rağmen birileri, bir yerleri koruma altına almış ise bununda kamuoyunun bilmesi lazım. Biz pes nedir bilmeyiz. Konunun açığa çıkması için gidilmesi ve yapılması gereken ne var ise bu ülke için basın mensupları bunu gözü kara bir şekilde yapar ve bunlardan bir tanesi de şuan yapıyor. O vesile ile entaransındır”

2013 yılından sonraki SODES’leri kadarıyla mercek altına aldıklarını belirten Dişkaya, “Ama 2008 ile 2013 yılları arasını pas geçtik. Mutlaka 2008 ile 2013 yılları arasını mercek altına alınması lazım. Bu ilişkilerin ve bu kirli ilişkilerin ortaya çıkarılması lazım. Ve yine zamanın valisi Ramazan Sodan SODES bürosunda çalışan Mehmet Emin Yücekaya isimli ve Suphi hoca isimli iki tane uzmanı sırf projelere karşı çıktıları, devletin malını buralara vermek doğru mudur sayın valim yönünde bir duruş ve beyanlarının olduğunu tahmin ediyorum. Bu vesileyle o arkadaşlarımızı anında görevden aldı ve yerine de kendilerinden olan iki tane adam getirdi. Lüftedin de bu arkadaşların ifadelerini bilgilerini alın. Yani bunlar alınmadan, bu tahkikat başlamadan bu işi çözmemiz Adıyaman’da da mümkün değil. SGK’da bağlantılar var. Maliye’de bağlantılar var. İŞKUR’da bağlantılar var. Ankara’da bağlantılar var. Ramazan Sodan bu işin Adıyaman’daki zamanında temelini atan kişilerden bir tanesidir. Telefon görüşmelerinden özel kayıtlara kadar bunların tamamının mutlaka ortaya çıkarılması için bu bizim kamuoyu adına net çağrımızdır, beyanımızdır. Bunların takipçisiyiz, sonuçlarını bekleyeceğiz” dedi.

Terör konusuna da değinen Başkan Zeki Dişkaya, Fetö örgütü, PKK ve DAEŞ’in bir merkezden yönetilen terör örgütleri olduğunu ifade etti.

 

Şuanda ülke genelinde ve Adıyaman’da bölgede çok yoğun bir silahlanma yarışı içerisinde olduğu duyumlarını aldıklarını aktaran Dişkaya, şöyle devam etti:

“Yetkililerden buradan duyuyoruz. Bunların bütün hedefi bunların bütün derdi Türkiye’de ve bölgede bir iç savaş çıkarmaktır. Altını çiziyorum. Bu vesileyle özellikle bu silahlanma yarışının mutlaka durdurulması lazım. Nasıl bir sınırdır ki bu silahlar nereden geliyor? Kimler getiriyor? Bunun mutlaka gün yüzüne çıkarılmasının elzem olduğunu kanaatindeyim. Bütün milletin bu konuda duyarlı olması lazım. Türk milletin tamamı birliktedir, birdir, kardeştir. Bütün kamuoyuna çağrımız bu birlik ve beraberliğin muhafazadır. Oynanacak oyunlara da herkesin dikkatli ve hazırlıklı olması lazım bütün kamuoyuna çağrımız son derece dikkat özellikle bu konuda çok ciddi oyunların olduğu düşüncesindeyiz.

Bu işin bağlantılarından bir tanesi uyuşturucu belası. Bir terör kadar, bir fetö kadar Türkiye’nin başına bela olan uyuşturucu ile karşı karşıya. Ben Türkiye’ye hakim değilim. Ama buradan çağrım doğu ve güneydoğu anadolu bölgesindeki tüm iller adına çağırımdır, dahasını da burada açıklamak benim almış olduğum devlet terbiyeme uymadığı için çok fazla konunun detayına girmiyorum. Ama özellikle Suruç, özellikle Suruç eroin merkezi, eroin merkezi diyorum, olmuş durumda. Eroin trafiğinin tamamı Suruç ve Kobani’nin karşısındaki villa şeklinde evde yapılan ticaretle günlük 300 ile 500 araç oraya gidiyor ve o eroin ile Güneydoğu Anadolu bölgesindeki çocuklarımızı âdete esir alıyorlar. Bu çocuklar hayattan kopuyor. Bakın bu ciddi iddiayı lütfen yetkililerimiz dikkate alsınlar. Ve bu nasıl bir Koban’idir ve bu nasıl Suruç’tur ve bu nasıl iki katlı evdir ki günde 300 ile 500 araç gidiyor, eroin alıp geliyor. Bu kadar açık ve net söylüyorum. Resmen şuanda güneydoğu esrarcıların ve eroincilerin çatışması şekline dönmüş şeklinde. Esrarı kestiler ama eroin ile sentetik hap konusunda bakın nesil zehirleniyor, aleni şekilde satılıyor. Adıyaman’da, Şanlıurfa’da,  Gaziantep’de ve Diyarbakır’da yakaladığınız sivrisineklerle bu işi çözemezsiniz. Eğer Kobani de eğer Suruç’ta eğer Suruç’un karşısındaki villa şeklindeki evde bunları yapanlara göz yuman devlet yapısının içerisinde bakın varsa bir hain devlet yetkililerin bu haini derhal bulup ortaya çıkarması ve bu yaraya da bir neşter vurması zamanıdır, yarın geç olur. Bunun bir diğer söylentisi kamuoyu da şudur; açık ve net söylüyorum. PKK’nın BDP’nın söylentisidir. Diyorlar ki devlet planlı şekilde güneydoğu anadolu bölgesinde dağa çıkışları engellemek için genç nesli uyuşturucunun pençesine düşürüyor. PKK’nın iddiası bu ve bu kozun bunların elinden almak için devletin böyle bir pis işin içinde olmayacağının ispati için buraya mutlaka operasyon yapılması ve tedbir alınmak zorundadır” dedi.

Adıyaman’daki tefecilere de değinen Dişkaya, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Adıyaman’ımızda sıkıntı piyasadaki daralma. Bankalar ve bedelciler. Yine yetkililere çağırımız, Adıyaman’da türeyen faizcilerin, bedelcilerin, kan emicilerinin, sülüklerin adlarını bizden beklemesinler. Bir adım ötesi adını da açıklarım. Fakat bu devlet bunların hepsini biliyor. Sayın valimin de duyarlılığını da biliyorum. Sayın emniyet müdürümün de bu konuya hassasiyet göstereceğini biliyorum. Özellikle bu bedelciler konusunda ciddi adımların atılması lazım. Aksi takdirde sönen ocakların, olan intiharların, çok yakın bir zamanda katlanarak devam edeceğini buradan haberini buradan veriyorum. Adıyaman’a ve Adıyaman kamuoyunun il geneline bu kötülüğü kimsenin yapma hakkının olduğu kanaatinde değilim. Özellikle bankalar, siyasiler ile ilgili daha çirkini bedelcilerle, bankacılar ilişkileri ile ilgili bilgiler geliyor. Yüklü miktarlar ile bedelcilerin bankalardan para çektiği, aldığı ve bu parayı da yüksek faizlerle sıkışan insanlara verdiği ve bu şekilde de birçok ocağın söndüğü bilgiler ve haberler var. Yaptığımız haberler için bilgi isteyen, belge isteyen devletin her yetkilisi bizlere ulaştığı an bütün bilgileri olduğu gibi paylaşmaya, devletimiz, milletimiz için hazırız. Bir milyar krediye karşılık sıfır araç veriliyor, beyanı bize kadar geldiyse sorun derin ve ciddi demektir”(PHA)

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: