Son Dakika
18 Ekim 2017 Çarşamba

Tefecilik ve rüşvet gerçeğimiz oldu

28 Ekim 2016 Cuma, 09:57

CHP Merkez İlçe Başkanı Çavuş’tan Bomba İddialar

Tefecilik ve rüşvet gerçeğimiz oldu

 

CHP Merkez İlçe Başkanı Hanifi Çavuş, kentteki tefecilerin birçok kişinin hayatını mahvettiğini söyledi.

Çavuş, yaptığı açıklamada, kentte son dönemde dillendirilen tefecilik olayına biran önce el atılması gerektiğini ifade etti.

AK Parti Adıyaman milletvekili Adnan Boynuykara’nına dli makamları tefecilik olayından dolayı göreve davet etmesinin anlamlı olduğunu belirten Çavuş, ” Sayın Boynukara’nın yapmış olduğu açıklamanın benzerini bizde yapmıştık. Bu anlamda teşhisi doğru koyduğumuz noktasındayız. Sayın milletvekilimizle birlikte işte Adıyaman’ın ve Türkiye’nin gerçek gündemini konuşmak da bu olsa gerek. Ben bu anlamda sayın milletvekilimize de teşekkür ediyorum. Evet, Adıyaman’da acı bir gerçek var. Adıyaman’da bir kitlenin, kesimin kredi kartı kırmak gibi ya da “keş para” diye nitelendirdiğimiz sıcak para akışını denetlemek gibi bir çalışma yöntemi içine girip, haksız kazanç elde ettiğini, vatandaşlarımızın da bu anlamda deyim yerindeyse, zor durumdaki vatandaşlarımızın faiz ve banka yükü altında ezilen, kredi kartı altında ezilen vatandaşlarımızı, sözde nefes aldırmak adı altında daha da zor duruma soktuğunu çaresizliğe ittiğini bizde söylemiştik. Bu anlamda sayın milletvekilimiz de söylemişti. Bununla ilgili emniyet müdürlüğünün de bir girişimi olmuştu, operasyonu olmuştu. Operasyonu takip ediyoruz. Takip etmeye devam edeceğiz. Bu anlamda neler yapılması gerekiyorsa, mutlaka yapılması gerekiyor. Vatandaşlarımızın, esnaflarımızın bu anlamda bu tefeci tayfasından kurtarılması gerekiyor. Bunu hiçbir şekilde yapmazsak önümüze çok daha büyük tehditler ortaya çıkacaktır” dedi.

 

Müteahhitlerin İşçilerden Rüşvet İddiası Var

Kamu kurumlarından iş alan müteahhitlerin işe almak için gariban halktan rüşvet iddialarının olduğunu aktaran Çavuş, şöyle devam etti:

“Adıyaman’da özellikle müteahhitlerin iş alımı noktasında bazı kurumlara kuruluşlara, rüşvet noktasında bizim kulağımıza da iddialar geldi. Bunları araştırmaya devam ediyoruz. Bunun olmamasını diliyoruz. Ama böyle bir şey varsa çok acıdır, çok vahimdir. Ve buradan sizin de vasıtanızla ben, sayın ilimizin valisine ve mülkü amirlerimize, milletvekillerimize, AKP iktidarına buradan seslenmek istiyorum; Bunun önünün alınması gerekiyor. Bütün müteahhitlerimizin liyakat sistemi esasına göre, kaliteli iş alma esasına göre, kaliteli iş üretim esasına göre verdikleri ihaledeki şartları yerine getirmeleri karşılığında değerlendirmesini talep ediyoruz. Çünkü sonuçta bütün müteahhitlerimiz, bütün iş adamlarımız bizim göz bebeğimizdir. Adıyaman’a bir çivi çakmak istiyorlarsa, Adıyaman’a gelen yatırımı doğru yönde analiz etmek istiyorlarsa buna katkı sunmakta hükümetin de muhalefet olarak da bizlerin ve atanmışlar olarak da valinin, kamu kurum kuruluşların ortak görev ve bilinci olmalıdır. Bunun dışında bir yapılanma olursa, bu bizi üzer. Eğer bize de böyle ihbarlar gelirse mecliste araştırma komisyonu kurularak araştırılması için meclisteki milletvekillerimize, meclis grubumuza bununla belge ve bilgileri götürmeye hazırız. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’ne böyle bir iddia ile ilgili herhangi bir şey gelmedi. Buradan müteahhit arkadaşlarımıza sesleniyorum; Eğer böyle bir iddiaları varsa Cumhuriyet Halk Partisi’nin telefonları, Cumhuriyet Halk Partisi il ve ilçe başkanlıkları kendilerine yakındır, gelsinler. Bir çayımızı içerek, hiçbir şekilde isimlerini de telaffuz etmeden bununla ilgili araştırmalarımızı yapacaklarından hiçbir şekilde şüpheleri olmasın”

 

Erken Seçim Kaçınılmaz

Erken seçimin kaçınılmaz olduğunu aktaran Çavuş, “Biraz önce başta söylediğim gibi hayatı normalleştirmek adına artık bir erken seçim kaçınılmaz görülüyor. Birçok şey var. Görüyoruz, yaşıyoruz. Hep birlikte görüyoruz, artık daha önce biliyorsunuz 2002 seçimleri öncesinde dolar kuru artışı sebebiyle, 1 doların 1 litre benzin veya mazotla eşitlenmesi konuşulmuşken, yer yerinden oynamıştı. Kıyamet kopmuştu. Ama bugün dolar 3.1 seviyesindeyken, bir litre mazot 4.2 buçuk seviyelerine çıkmış, benzin 5 lira seviyelerine dayanmış, gizli bir devalüasyon var zaten… İmdat çığlıkları, son derece duyulmaya başlandı. Suni gündemler yaratarak bunun önünü kapatamayız, bunun önünü engelleyemeyiz. Artık bu toplumsal depresyona doğru gitmeye çalışıyor. İnsanlarımız birebir artık intihar eğilimi yönünde eğilimler göstermeye başlıyor. İşsizlik, açlık ve sefalet bu ülkenin kaderi değildir, olmamalıdır” ifadelerini kullandı.

 

İşe Alımlarda Liyakat Esas Alınmalı

Kamu kurumlarının personel alımına da değinen Çavuş, şu görüşleri belirtti:

“Ben işe alımlarda biraz daha objektif davranılması gerektiğini söylüyorum. Örneklemek gerekirse, son öğretmen atamalarında uygulanan yöntem hepimizin içini acıtmıştır. Keşke yeni bir KPSS yapılsaydı, keşke o KPSS’de çok objektif sorular sorulsaydı ve KPSS’nin sonucuna göre de öğretmen atamaları liyakat sistemine göre yapılsaydı, diye düşünüyoruz.  Farklı kurumlara mülakatla alım yapabilirsiniz. Hassas makamlar vardır, mevkiiler vardır. Bunu anlarım ama eğitim gibi bir kurumda keşke bilgi ve birikim ölçülseydi, keşke bilgi ve birikime dayalı öğretmen alımı olsaydı, diye düşünüyorum. Hani diğer kurumlardan Milli Eğitim’i ayrı tutmak lazım. Çünkü Milli Eğitim bizim çocuklarımızı yani geleceğimizi yetiştiriyor. Yani laik, bilimsel eğitim sisteminin Türkiye’nin mutlak surette kalıcı bir şekilde, güçlenerek devam etmesi gerekiyor. Eğer bugün Türkiye Ortadoğu’nun içinde bulunduğu dar boğazın içinde değil ise bu laiklik sisteminin bize vermiş olduğu güvenceden gelmektedir. Bu Türkiye’deki laiklik sisteminin getirdiği Alevi, Sünni ya da diğer inançların birbirine eşit mesafede durmasının getirdiği bir özgüvenden kaynaklanıyor. Yani bütün inançlar devletin güvencesi altında olduğu için bugün Türkiye’de bir mezhep savaşı yaşanmıyor”

 

Mezhep Çatışmasına Dikkatli Olmalı

Mezhep çatışması noktasında dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Çavuş, “Bakınız Mısır’da gördünüz, Suriye’de görüyorsunuz, Irak’ta görüyorsunuz. Biz Irak’ta Musul’u IŞİD’den temizleme projesini konuşurken birçok batı ülkesi işte IŞİD’den temizledikten sonra bu “Musul’u kim yönetecek?” kaygısına girmişler. İnsanlar kimsenin umurunda değil gibi duruyor. Bu bizim içimizi acıtıyor. Bakınız, Ortadoğu’da ölen insanlar, bizim kardeşlerimiz, bizim dindaşlarımız, bizim inancını birlikte yaşadığımız inanç arkadaşlarımız… Farklı mezhepler olabilir. Şi olabilir, Sünni olabilir ama bunlar Müslüman! Bizim Müslümanları ortak korumak, hedefimiz olmalı. Mezheplere ayırarak korumak olmaz. Bu ahlaki değil, insani değil, vicdani değil. Bunun yerine bizim yapmamız gereken, Müslüman olduğu gerçeği üzerinden… Onu da geçtik, insan olma gerçeği üzerinden insanları korumamız lazım.  Bakınız, IŞİD diye bir bela var üzerimizde… Daha üç gün önce, beş gün önce televizyonda eski milletvekilimiz Sayın Gökhan Günaydın, Gaziantep’teki IŞİD evlerine dikkat çekerken, Gaziantep’in belediye başkanı “Burada IŞİD mişid yok, kim bu yalanı çıkardı?” diye bir söylemde bulundu. Hemen 3 gün sonra IŞİD evinde canlı bomba eylemi gerçekleşti. Hepimizin gözü önünde oldu bu, polislerimiz şehit oldu. Her gün asker şehidi veriyoruz, polis şehidi veriyoruz. Sivil vatandaşlarımız ölüyor. Daha dün Adıyaman’da DAK kesiminde PKK’LI teröristler olduğu iddiası üzerine operasyonlar yapıldı. Oradaki vatandaşlarımızın tedirgin olmaya başladı. Bu ve buna benzer kaygıların önüne geçmek, devletin hükümetlerin birinci, asil görevidir. Bakınız, Aşure gününü daha dün kutladık. Hep birlikte Aşure anmalarını gerçekleştirdik. İmam Hüseyin’in, Hazreti Hüseyin’in şehadet şerbetini içtiği gerçeğini gözyaşları ile hepimiz yeniden andık. Yeni Kerbelalar olmasın, diyoruz. Bunu da gerçekleştirmenin yolu birlikte, bütünlükten, kardeşlikten, demokrasimizi ve cumhuriyetimizi güçlendirerek bütün vatandaşlarımızı, dini inancı, mezhebi, dili ne olursa olsun, bütünleştirmekten geçiyor” diye açıklamada bulundu.

 

OHAL İçinde Referandum Konuşulması İhanettir

Referandum çalışmasına tepki gösteren Çavuş, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Devletin görevi, hükümetin görevi terör örgütlerine, terörle mücadele ederken bir şekilde de teröre eleman sağlanması noktasında da, insan gücü sağlanması noktasında buna engel olmasıdır. Bunu da nasıl sağlayacak? İşsizliği bitirecek, insanların aç kalmamasını, huzurlu olmasını, mutlu olmasını, bireysel hak ve özgürlüğü almasını sağlayacak ki teröre insan gücü anlamında bir destek gitmesin. Yoksa bugün öldürdünüz, yarın yeni katılımlar oldu, bunun bir anlamı kalmıyor. Ölen öldüğüyle kalıyor. Şehadet şerbeti için askerlerimiz her gün içimizi ağlatıyor. Her gün fakir bir evde, farklı bir manzarayla karşılaşıyoruz. Kiminin evi sıvalı değil, kimi yeni inşaatı bitmiş eve, toprak evlerde kaldırıyoruz şehitlerimizi… Yazıktır, günahtır. Türkiye’nin artık bütünlüğe, birliğe, kardeşliğe ihtiyacı var. Yenikapı ruhu, demiştik. 15 Temmuz Darbe girişimi sonucu, Yenikapı ruhu demiştik. Bunun devamı yönünde, isteğimiz arzumuz vardı. Hükümetin de bu yönde açıklamaları vardı. Ne değişti? Başkanlık gündemimizde yokken, hani deyim yerindeyse fol yok yumurta yokken nereden çıktı bu? Sayın Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu açıklama, Sayın Cumhurbaşkanımızın yasal çerçeveye çekilmesi yönündeydi, aslında… Bunu biraz da manipüle ettiler, diye düşünüyorum. Yani referandum bu süreçte, OHAL içinde referandumun konuşulması bile vatana ihanettir, bence”(PHA)

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: