Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi

Şehir Akademi’de Cemil Meriç Konuşuldu

05 Aralık 2016 Pazartesi, 10:25

Şehir Akademi’de Cemil Meriç Konuşuldu

Gökkuşağı Derneği’nin katkılarıyla Şehir Akademi programında Adıyaman Üniversitesindeki öğrencilerle yüzyıllık çınar CEMİL Meriç’i konuşuldu.

Anadolu Yazarlar Birliği Başkanı Yusuf Tosun,  7’inci Şehir Akademi programında Doğumunun 100.yılında Cemil Meriç’i anlattı.

Tosun, “Cemil Meriç ile 13 Haziran 1987’de ortaokul ikinci sınıfta iken tanıştım. Anadolu’nun küçük bir kasabasında henüz çocukken ölüm haberi ile adını duymuş ve peşine takılmıştım Cemil Meriç’in. İlkin ‘Işık Doğudan Gelir’ ünlemesi çarptı beni. Ardından ‘Bu Ülke’sinin içine girdim. Derken Kırkambar, Kültürden İrfana, Umrandan Uygarlığa yol haritası oldu; edebiyat ve düşünce serüvenimde. Daha sonra basılan JURNAL I-II günlükleri adeta terapi etkisi yaptı bulutlarda gezinirken. Onu öyle sevmiş olmalıyım ki; derinlemesine gizemli dünyasına dalıp yeni incilerle süsledim düş bahçemi. Hem düşünce, hem de edebiyat dünyama mihmandar oldu. Yazın serüvenimde üslubunun etkisini inkâr edemem.

Cemil Meriç kimdir? diye sormayacağım. Kendi ifadesiyle; ‘Hayatını, Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi.’ olduğunu bilmeyen yok zaten. Maalesef bu edebiyat ve düşünce abidesinin hala yeterince tanındığı, anlaşıldığı ve sahiplenildiği söylenemez. Sağlığında yaşadığı gibi hala araftaki yerini koruyor.

O, hayatı kitaplarda bulan bir entelektüel; kızı Ümit Meriç’in ifadesiyle; ‘körlüğün narını, ilmin nuruna çeviren’ bir deha;  ilmin bütün kapılarını ‘elinde demir asa, ayağında demir çarıkla’ aralamış bir ansiklopedi; büyük kriz geçiren insanlığa medeniyetimizin yeniden diriltilmesi ve kendimize yeniden gelmemiz için yüksek sesle haykıran bir ‘isyancı’;  karanlıkları bakışlarıyla aydınlatmayı vazife bilen bir aydın; şiirden kaçmaya çalışan, fakat bir türlü kurtulamayan bir düşünce adamı; kendi ifadesiyle “başlıca işi düşünmek ve düşündüklerini cemiyete sunan” bir düşünce devidir. Kısacası o hem hoca, hem yazar, hem hatip, hem de çevirmen…

Kelimeler, onunla yeni bir anlama kavuşmuştur. O ise kelimelerini bize veriyor; “kelimeleri sana veriyorum okuyucu…  Onlar yanıp sönen bir oyuncak. Boş içleri, boş mu? Alev var göğüslerinin içinde, barut var, gözyaşı var. Nihayet bütün dünya kelimelerden ibaret. Ama sende ne varsa kelimede de o var, kelime, Narsis’in kendini seyrettiği dere. Çok bakma içine düşersin!”

38 yaşında gözlerini kaybetmesinin hayatı üzerinde silinmez etkileri vardır. Dünya aydınlığını görebilme pahasına yeniden gözlerine kavuşmayı çok arzulamış, “günde yedi zeytinle” ömrünün sonuna kadar yaşamayı istemişse de, bu mümkün olmamıştır. Ama o, bu körlük içerisinde insanlığa ışık olacak önemli eserler vermiştir. O, artık meçhule kalkan bir gemidir.  Denizlerden, okyanuslardan geçip, hayatın önemli iskelelerine demir atmıştır.  Her uğradığı şehre kendinden bir nüsha bırakmış ve karanlıklarımızı engin bakışlarıyla aydınlatmaya çalışmıştır.” Diyerek, Meriç’le ilgili geniş bilgi verdi.

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: