Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma

“Paralellerin şafağı 4 yıl önce attı!”

26 Kasım 2014 Çarşamba, 10:43

Adıyaman Üniversitesine Şafak Operasyonunun Yıldönümü

“Paralellerin şafağı 4 yıl önce attı!”

 

Adıyaman Üniversitesi’ne bundan tam 4 yıl önce Şafak Operasyonu yapılarak, ihalelere fesat karıştırma, yolsuzluk ve usulsüzlüklerle ilgili bir yığın suçlama yapılmıştı. Ancak zaman içinde davaların beratla sonuçlanması, kafalarda soru işareti bıraktı. Ortada suç yoktu ama bir baskın vardı, onu zedelenen, hakkı yenen insanlar vardı ve gelişmekte olan bir üniversitenin geri bırakılması vardı.

Operasyondan dört gün sonra AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adıyaman Üniversitesi’ni ziyaret edecek, gelişmesine yeni gelişmeler de ekleyecekti ama bu olmadı, 24 Kasım Öğretmenler Gününde, bir eğitim yuvası olan Adıyaman Üniversitesi ‘çirkin’ bir suçlamayla karşı karşıya bırakılıyordu.

O günden bu yana ‘suçlanan’ herkes tek tek beraat etti. Cezaevinde yattıkları günlere ek olarak, mağdur edildi, zor günler geçirdiler.

BU süre zarfında Adıyaman Üniversitesinde dönemin rektörü olarak görev yapan Prof.Dr. Mustafa Gündüz hiç konuşmadı. Ta ki, bugüne kadar. O dönemi ve o günden bu yana geçen dönemin en yakın tanığı, dün 4 sayfalık basın açıklamasıyla olayı anlattı ve bunun Paralel Yapının bir operasyonu olduğunu altını çizerek anlattı.

Prof.Dr. Mustafa Gündüz, “Adıyaman Üniversitesi, Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü çalışanları ile birlikte 24 Kasım 2010 ‘Öğretmenler Günü’ sabahı 06.00’da basıldı. İlgili Şube tarafından yapılan açıklamaya göre, isimsiz ve imzasız ihbar mektuplarının yanı sıra, gizli tanıklarla görüşülmüş, üniversite içinden atadıkları sözde soruşturmacılardan bilgiler alınmış ve 5 ay boyunca fiziki-teknik takip yapılmış.

‘ŞAFAK OPERASYONU’ adını verdikleri ve silahlı-tam donanımlı görevlilerle yapılan bu baskını, artık amaçları ortaya saçılmış olan bazı basın organlarından ve Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Internet sitesinden öğrendim. Bu internet sitesindeki bilgiye göre, Adıyaman Üniversitesi ihalelerine fesat karıştırılmış ve 14 suçlu yakalanmıştı.

Adıyaman Üniversitesi yine benzer iddialarla ve onar gün arayla 3 defa daha (2010/271, 2011/4, 2011/30, 2012/401, 2012/399 dosya numaralı) basıldı. Operasyonlar sonrası, birçok çalışanımız Avukatlarının da huzurunda tehdit ve tacizlerle ifade verilmeye zorlandı, gözaltına alındı ve bazıları tutuklandı.” dedi.

 

El konulan belgeler çöpte çıktı

Gündüz, “Operasyonlarda Üniversitenin arşivine düzensiz bir şekilde el konuldu ve kopyaları dahi sonradan edinilebildi. Kaldı ki, baskıncıların el koyduğu dosyalardaki bazı belgeleri ertesi gün Rektörlük binası civarındaki çöp bidonlarından tutanaklarla toplayabildik. Konu ile ilgili suç duyurusunda bulunduk, dikkate bile almadılar. Sonraki baskınlarda ise, el konulmak istenen ihale dosyalarını mühürleyerek gönderdik. İddianamede yer alan ve dava konusu olan ihale dosyalarının operasyon sırasında değil de sonradan istenilmesine başlangıçta bir anlam verememiştik, ama önce iftirayı düzenlediklerini ve sonra da buna uyduracakları belge düzenlemeye ve toplamaya çalıştıklarını anladık.

Belli ki, Adıyaman Üniversitesini ve çalışanlarını sürekli gündemde tutmak, ilgili kişilerin itibarlarını zedelemek ve onurlarıyla oynanmak istenmişti. Kurum ve çalışanları toplum nezdinde basın aracılığıyla suçlu ilan edilerek yargılama bitmiş gibi cezaları verilmişti. Gizlilik kararından dolayı Avukatlar ve şüpheliler dava dosyasına erişemezken, basın yayın organları soruşturma dosyasındaki iddiaları ve duruşma öncesi ne karar verileceğini dahi bilip sürekli yayımlıyorlardı.” dedi.

 

Başbakanın ziyareti engellendi

Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün verdiği adla ‘Şafak Operasyonu’ öncesinde; kat ettiği gelişme aşamalarına istinaden Başbakanlık başta olmak üzere, birçok Hükumet Üyesi, Adıyaman Üniversitesi Kurucu Adıyaman Milletvekilleri ve ilgili bütün çevreler, Adıyaman Üniversitesini kuruluş süreci itibariyle diğer üniversitelere örnek gösterip takdirle karşılıyorlardı. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakan olarak 28 Kasım 2010 tarihinde Üniversitemiz yerleşkesini onurlandıracağı ve binaları hizmete açacağı takvim kamuoyu ile paylaşılmıştı.

Böylelikle daha iyi şeyler olacağı heyecanını taşımaya başladık. Ama Paralel Yapının üyelerinin Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olarak Adıyaman Üniversitesi’ne gelişini engellemek üzere telaşlanıp 4 gün önce aceleyle baskın düzenleyeceğini o günkü koşullarda hiç kimse bilemezdi. Üniversitenin, basılmasının yarattığı şaşkınlık, aradan geçen 4 yıla rağmen hala unutulamadı. Başımıza gelenleri anlayabilmek için çevremizdeki herkes gibi bizim de 17 Aralık 2013 tarihini beklememiz gerekiyormuş.” dedi.

 

On yıldır aynı senaryoyla operasyonlar yapılıyor

On yıldır aynı ekibin, benzer suçlamalarla operasyon yaptığına dikkat çeken Prof.Dr. Mustafa Gündüz, “Türkiye’de yaklaşık on yıldan buyana hep Aynı Senaryoya bağlı olduğu anlaşılan bir oyun oynanıyordu: Belediyeler başta olmak üzere Üniversiteler vb. kurumlar, Şafak gibi adlarla sabaha karşı çağrılı paralel propaganda aygıtları eşliğinde basılıyor, canlı canlı yayımlanıyordu. Hemen bütün baskınlarda ihalelere fesat karıştırılmış,  suçlular ele geçirilmiş, kalıp ifadelerle tutuklanmış ve kaç yıl ceza alacakları bile belirlenmiş oluyordu. Türkiye halkı neredeyse her gün ihaleye fesat karıştırma veya yolsuzluk haberleriyle uyanıyor, saman dolu haberlere inanacak durumda güne başlıyordu. Adı konulmamış bir örgüt her yanı sarmış, adeta devletin ve görevlilerinin ne düşünüp, nasıl karar vereceğini bile belirliyordu. Aksine davrananların başına neler geldiğini görenler; susuyor, siniyor, onlardan gibi görünmeye çabalıyor ya da onların hizmetine giriyordu. Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi başta olmak üzere yakın çevresini hedef alan OPERASYON’lar sonrası, Türkiye’deki son on yıldan buyana Aynı SENARYO üzerinden yapılan bütün operasyonların hangi amaca ve kesimlere hizmet ettiğini artık herkes öğrendi.” dedi.

 

Paralel yapı devleti ele geçirmeye çalıştı

Gündüz, “Görüldü ki, bu YAPI, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasal bütün organlarının PARALEL’ini oluşturarak DEVLETİ ELE GEÇİRME yolunda çok ciddi mesafeler almış. Kendi yapısına uygun yeterince üye yetiştirmiş ve yerleştirmiş, zorlandığı alanları ise aynı senaryo üzerinden operasyonlarla, tehditle, korku ve kaygı yaratarak ele geçirmeye başlamış. Bu yapı, kendi amaçlarına engel gördükleri kişileri ve kuruluşları bir ABİ komutasındaki Adliye, Polis ve Basın işbirliğiyle yıldırarak, korkutarak ve itibarsızlaştırarak uzaklaştırıyor ve buralara kendi yandaşlarını konuşlandırıyorlardı.

Olanlar oldu ve bu örgüt Sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN ile Efkan ALA başta olmak üzere, yakın çalışma arkadaşlarını da adeta hizaya getirebileceği sanısına kapıldı, iyi de oldu. Böylelikle bütün Türkiye’nin hayrına yol açacak ve milletimizin bekasını teminat altına alacak bir uyanış gerçekleşti. Bu uyanış, Türkiye’yi ve halkını seven, hiçbir ayrım gözetmeksizin hepsine birden hizmet etmeyi ülkü edinenlerin de birlikte hareket etmelerine yol açtı.

Şimdi, Adıyaman Üniversitesi’nde 24 Kasım 2010 ‘Öğretmenler Günü’ sabahı 06.00’da gerçekleştirilen ‘ŞAFAK OPERASYONU’nun arka planını ve ifadelerime ilişkin PARALEL YAPI ÜYESİ ilgili şüpheliler hakkında yapılacak soruşturma sürecine tanıklarla birlikte müdahil olacağımı herkesin bilmesini istiyorum. “ dedi.

 

İli yönetenlerin operasyondan bilgisi yoktu

Gündüz, “Gerçekten, Adıyaman Üniversitesi’ne yapılan ŞAFAK OPERASYONU’ndan dönemi itibariyle İl Güvenlik Kurulu Başkan ve Üyelerinden Vali Ramazan SODAN, Emniyet Müdürü Mehmet BİLİCİ ve Garnizon Komutanı Jandarma Albay Osman SALIK’ın dahi haberi yoktu. Çünkü bu kişiler Operasyonun ertesi günü Rektörlük Makamında bana ‘GEÇMİŞ OLSUN’  ziyaretinde bulunduklarında üzgün olduklarını ve operasyon başladıktan sonra kendilerine haber verildiğini bildirdiler.”

 

Operasyonu karanlık örgüt organize etti

Prof.Dr. Mustafa Gündüz, “Bütün süreci karanlık ve örgütlü güçlerin organize ettiği ortaya konulabilir. İddianameden anladığımız kadarıyla Adıyaman Üniversitesi’ne yapılan operasyonun dayanağı; isimsiz ve imzasız ihbar mektupları, mailler, gizli soruşturmacılar ve gizli tanıklardır. Her nedense bu kaynaklar ve ihbarlar dava sürecine dâhil edilmediler.

İddianamede şahsım başta olmak üzere, Üniversitemiz çalışanlarıyla ilgili her türlü iftiralara yer veren Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı bu hususlarla ilgili herhangi bir delil araştırmasına gitmemiş ve soruşturma başlatıp dava açmamıştır. Ya da delil araştırması yaparak, bütün bunların iftira olduğunu, hukuk nezdinde bir anlam ifade etmediğini fark etmiş ve dava veya soruşturma açma gereği duymamıştır. “ dedi.

 

İftira sözcülüğünün amacı

Gündüz, “Peki, bu iftira sözcülüğünün amacı nedir? Anlaşılan Savcılık, somut delillerle ve hukuken anlam taşıyan iddialarla iddianame hazırlamak yerine, bu konuda inandırıcı ve somut deliller bulunmadığı için olsa gerek, adeta müfteri ağzı ile hareket ederek kamuoyunu etkilemeye çalışmıştır. Karanlık güçler amaçlarına ulaşmış oldular ve Adıyaman Üniversitesi yönetimi bütünüyle değişmiş oldu.

Karanlık güçlerin organize ettiği anlaşılan Operasyon öncesi, Adıyaman Üniversitesini yönetenler, Adıyaman’ın adeta kaderini değiştirecek gelişmelere yol açmış, başka hiçbir kamu yatırımı alanında olmadığı kadar hızlı, ödenek temininde ayrıcalıklı, muhatap üst düzey kamu görevlilerinin yüksek takdirlerini kazanmış, Adıyamanlı ve Adıyaman’a gönül vermiş bütün kesimlerin ufkunu açıp umudunu arttırmıştır. Hatta Ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesi kalkınma politikalarına model olmuş bir Adıyaman Üniversitesi’nden söz ediliyordu. Bunun bir sonucu olarak, 2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla ‘Güneydoğum Derneği’ ve ‘Seçilmişleri ve Atanmışları İzleme Derneği’ tarafından ‘Yılın Rektörü’ seçildim.” dedi.

 

Birçok üniversiteye model gösterildik

Gündüz, “Bu onura erişmemi sağlayanlar;  dönemi itibariyle ilimizi temsil eden Milletvekilleri, ilgili Bakanlar ve bürokratlar, Adıyamanlılar, Adıyaman’a gönül verenler başta olmak üzere Adıyaman Üniversitesi’nin bütün öğretim elemanları ve idari çalışanlarıdır.  Böylesi bir onura erişmiş birisi olarak Adıyaman Üniversitesi’nin fiziki yapılaşma sürecini yöneten, coşkulu ve özverili bir biçimde sergiledikleri başarımla Adıyaman’a ve diğer birçok üniversiteye model olacak işler yapan ve hizmet binalarının ortaya çıkmasını sağlayan Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı’nın her düzeydeki personeliyle ben de onur duyuyorum. Bu kişiler, 24 Kasım 2010 tarihinde gerçekleştirilen Şafak Operasyonundan önce, hem Adıyaman Üniversitesi’nin, hem Adıyaman’ın, hem de ilgili çevrelerin örnek gösterdiği ve gurur duyduğu kişilerdi. Üniversiteyi ele geçirmek isteyen Karanlık güçler kurbanı olarak bir yıla yakın süre hapis yattıktan ve beraatla sonuçlanan davalardan sonra şimdi de onlara yapılan haksızlıklardan ve ayıplardan söz ediliyor.” dedi.

 

Muhasebe denetmeni büyük üniversiteye genel sekreter yapıldı

Prof.Dr. Gündüz, “Böyle bir Üniversitenin kurucu Rektörü olarak taşımaya çabaladığım onurumun ve Üniversitemin daha fazla yıpratılmaması için bir daha yönetim görevi üstlenmeme kararımı bütün kamuoyuna duyurdum.  Bunun üzerine ve Üniversitedeki Rektörlük seçimlerine kadar, muhatap resmi çevrelerin yanı sıra bütün Adıyaman halkı ve üniversitedeki öğrenciler ile çalışanlar, kararımdan vazgeçirmeye çabaladılar. Sivil Toplum Örgütleri, İşadamları, Esnaflar ve özellikle Öğrenciler günlerce kampanyalar düzenlediler ve çağrılarda bulundular. Gördüğüm bu ilgi ve yüklenilen onura rağmen, kurucusu olduğum üniversitesinin daha ileriye gidebilmesi ve zarar görmemesi için kararımı uygulayıp, Rektör adayı olmadım.

Aslında, böylelikle Karanlık güçler amacına ulaşmış ve bu yolda hizmeti geçenleri de ödüllendirmiştir. Aynı ihale dosyasıyla ilgili iki farklı sonuç yazan, Adıyaman Defterdarlığı Muhasebe Denetmeni şahıs, bir büyük Üniversitenin Genel Sekreter Yardımcılığı görevine atandı.”  dedi.

 

Üniversiteye ilk atanan, şahsıma ilk hakaret edendi

Gündüz, “Adıyaman Üniversitesi’nde ise, ilk aşamada yapılan iki atama dikkat çekicidir. Bunlardan birincisi Cenap ATLI’dır. ATLI, internet ortamında Arif Taner Selamet lakabı ile şahsıma hakaret ve suç isnadında bulunarak iftira eden, suç duyurusu sonrası açılan dava ile ilkokul öğretmeni olduğu tespit edilen şahıstır.  Kendisi, Adıyaman I. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/1963 Numaralı Kararıyla hakaret suçundan cezalandırılmış ve 3000 TL de tazminata mahkûm edilmiştir. Bu cezayı alıp, bedelini de ödeyerek sadakatini kanıtlayan Cenap ATLI, Rektörlük Devir Teslim Töreni sonrası, Yeni Rektör tarafından Rektör Özel Kalem Müdürü olarak görevlendirilmiştir. Diğeri ise, itirafçı maskesiyle iftiracılık yapan Mustafa KIRAÇ’a refakat ederek emniyete ve savcılığa götürmekle hizmeti geçen, böylelikle koşulları uygun olmadığı halde, yasaya aykırı olarak acele ve eksik üyeyle kurulmuş Üniversite Yönetim Kurulu’nun şerh düşülmüş kararına rağmen Rektör tarafından Üniversite üst yönetimine yapılan atamadır. Anlaşılan, Adıyaman Üniversitesinin yeni Rektörü, ya başıma gelenlerden ders çıkararak benimle uğraşanlarla kendisi uğraşmamak için ya da o dönemde bütün bu olanları tezgâhlayan Karanlık güçlerinin isteği üzere Adıyaman’ın mahkeme kararı ile tescilli müfterilerini ve kaliteli hizmet adamlarını önemli makamlara atamıştır.” dedi.

 

Zaman ve mekan değişse de yapılanlar değişmiyor

Prof.Dr. Mustafa Gündüz, 4 yıl önce olan olayı bugünle kıyaslayarak, “Sonuç olarak, bütün bu olup bitenleri anlayabilmek için, yukarıda yer alan isim, zaman ve mekânlar değiştirildiğinde bile yapılanlar değişmiyorsa, organize örgütün artık ezbere oynadığı senaryonun doğru okunması gerekir. Böylelikle Türkiye Cumhuriyeti’ni ele geçirmek üzere onun bütün kurumlarının Karanlık güçler inşa edenler bir bir ifşa edilecekler ve birçok masum insanın hakkı, hukuku ve onuru korunacaktır. Saygılarımla arz ederim.” dedi.

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: