Son Dakika
20 Ekim 2017 Cuma

Kirliliğe bilimsel yaklaşım

07 Şubat 2015 Cumartesi, 10:00

Şehir ve sanayi atıkları nelere yol açıyor

Kirliliğe bilimsel yaklaşım

 

Adıyaman Üniversitesi Şehir ve Sanayi Atık Sularının Atatürk Baraj Gölü’nde Neden Olduğu Kirlilik Araştırıldı.

Adıyaman Üniversitesi, Adıyaman şehir ve sanayi atık sularının Atatürk Baraj Gölü’nde neden olduğu kirliliğin değerlendirilmesi ile ilgili BAP (Bilimsel Araştırma Projeleri) desteği kapsamında araştırmalar yapılmıştır

Adıyaman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özgür Fırat, Atatürk Baraj Gölü’nün kirli ve temiz bölgelerinden örneklenen ekonomik öneme sahip ve yöre halkının birinci dereceden besinini oluşturan çeşitli balık türlerindeki ağır metal düzeylerinin ve biyokimyasal parametrelerdeki değişimlerin incelenerek baraj gölündeki kirliliğin değerlendirilebilmesi amacıyla üç bilimsel çalışma gerçekleştirmiştir.

“Atatürk Baraj Gölü’nde Ekonomik Öneme Sahip Balıklardaki Ağır Metal Düzeylerinin Belirlenmesi”, “Atatürk Baraj Gölü’ndeki Cyprinus carpio’nun Kan Dokusundaki Bazı Biyokimyasal Parametrelerin Düzeyleri” ve “Atatürk Baraj Gölü’ndeki Silurus triostegus, Chalcalburnus tarichi, Chondrostoma regium ve Carassius sp. Türü Balıklardaki Ağır Metal Düzeyleri” adıyla yürütülen projeler Adıyaman Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi (ADYÜBAP) tarafından desteklenmiştir.

Yeryüzünde belirlenmiş olan en tehlikeli 20 toksik maddeden beşini kadmiyum (Cd), krom (Cr), cıva (Hg), kurşun (Pb) ve arsenik (As) gibi ağır metaller oluşturmaktadır. Doğal ya da antropojenik kaynaklarla su ekosistemlerine giren ağır metaller, besin zincirinde birikebilmekte, ekolojik zararlara neden olmakta ve hatta insan sağlığını tehdit edebilmektedir. Birçok insan hastalıklarının artan ağır metal kirliliğiyle ilişkili olduğu bilinmektedir; örneğin, Hg nörolojik etkilere, Cd ve Pb kanserojenik etkilere, Cr genetik materyalde mutasyonlara ve bakır (Cu) ise anemiye neden olmaktadır. Çalışmanın yapıldığı Atatürk Baraj Gölü, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Fırat Nehri üzerinde kurulmuş ülkenin en büyük baraj gölü olup temel işlevi sulama ve elektrik enerjisi üretimi olmakla birlikte sahip olduğu balık türleri ve yoğunluğu bakımından da önemli bir balık potansiyeline sahiptir. Gölde otuzun üzerinde balık türü olduğu rapor edilmiştir. Bazı türleri sadece Fırat havzasına ait olan endemik türlerdir. Bununla birlikte Cyprinus carpio (Sazan), Capoeta trutta (Karaca), Chondrostoma regium (Karakuyruk, Sarıkuyruk), Tor grypus (Şabut), Silurus triostegus (Mezopotamya Yayını), Mugil abu (İnci Kefali) ve Mastacembelus mastesembelus (Fırat Yılan Balığı) baraj gölünün önemli türleri olup yöre halkının birinci dereceden besin kaynağını oluşturmaktadır. Baraj gölü nesli dünya genelinde tehlike altında olan Fırat Kaplumbağası (Rafetus euphraticus) için de önemli bir yaşam alanı oluşturmaktadır.

Her geçen gün artan endüstriyel ve tarımsal aktivitelerle ve şehir atıkların gelişigüzel arıtılmadan doğaya bırakılması tatlı su ortamlarının ve içinde yaşayan canlı gruplarının zarar görmesine neden olmaktadır. Atatürk Baraj Gölü’nde saptanacak olası bir ağır metal kirliliği hem buradaki balıkları hem de bu balıklarla beslenecek insanları olumsuz etkileyebilecektir. Ayrıca baraj gölündeki potansiyel bir ilerleyici kirlilik yalnız bu bölgeyi değil aynı zamanda Fırat Nehri yoluyla Suriye ve Irak gibi komşu ülkeleri de etkileyebilecektir. Göle giren kirleticiler, bu su kaynağının gelecekteki durumu için büyük bir tehlike oluşturduğundan bu konuda bilimsel verilere acilen gereksinim duyulmaktadır.

Bu amaçla yapılan üç bilimsel çalışmanın ilkinde Cyprinus carpio ve Capoeta trutta’nın dokularındaki Cd, Pb, Cr, Cu, çinko (Zn) ve demir (Fe)  düzeyleri, ikinci çalışmada C. carpio’nun kan dokusundaki biyokimyasal parametrelerdeki değişimler ve son çalışmada ise Silurus triostegus, Chalcalburnus tarichi, Chondrostoma regium ve Carassius sp. türü balıklardaki Cd, Pb, Cr, Cu, Zn ve Fe  düzeyleri belirlenmiştir.

 

Proje aşamasında yapılan araştırmalar ve projenin sonuçları

“Proje kapsamında yapılan çalışmalarda, balık örnekleri Atatürk Baraj Gölü’nün Sitilce ve Samsat bölgelerinden yakalanmıştır. Bu örnekleme bölgeleri kirlilik durumları dikkate alınarak seçilmiştir. Adıyaman ilinde herhangi bir atıksu arıtma tesisi bulunmadığı için kent, sanayi ve tarımsal atıksular çeşitli noktalardan derelere deşarj edilmekte, bu dere akımları da Atatürk Baraj Gölü’ne ulaşmaktadır. Adıyaman ilinin kanalizasyon atıkları Sitilce Çayı;  65 m yükseltili Hacı Tepenin kuzey-güney yönlü sırtın doğusunda bulunan katı atık depolama alanı sızıntı suları Beyaz Dereye oradan da Ziyaret Çayı; sanayi atıksuları ise Eğriçay aracılığıyla baraj gölüne boşalmaktadır. Kirli bölge olarak dikkate aldığımız Sitilce Bölgesi yukarıda belirtilen atıksu deşarjlarından etkilenen bölge olarak seçilmiştir. Samsat bölgesi ise herhangi bir antropojenik kaynaklı kirleticiden etkilenmeyen ve göreceli olarak temiz bölge varsayılıp kontrol amaçlı seçilmiştir. Örnekleme bölgelerinde çalışılan bütün balıklar, profesyonel balıkçılar aracılığıyla yakalanmış ve dokuları alanda alındıktan sonra soğuk zincirde laboratuvara getirilmiştir. Dokulardaki ağır metal düzeyleri İndüktif Eşleşmiş Plazma (ICP) cihazıyla, biyokimyasal parametreler ise spektrofotometrik yöntemlerle ölçülmüştür.

Bu çalışmaların sonucunda Adıyaman şehir ve sanayi atıklarının arıtılmaksızın baraja döküldüğü yer olan Sitilce bölgesindeki balıkların dokularındaki Cd, Pb, Cr, Fe, Zn ve Cu düzeylerinin şehirleşme ve tarımsal aktiviteden daha uzak olan Samsat bölgesindeki balıkların dokularındaki değerlerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmamız süreye bağlı olarak balık dokularındaki ağır metal düzeylerinin arttığını da göstermiştir. 2009 yılına oranla 2013 yılındaki metal değerleri önemli düzeylerde artmıştır. Yine Samsat bölgesinden örneklenen balıklarla karşılaştırıldığında Sitilce bölgesinde örneklenen balıkların kan dokusundaki alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), alkalen fosfataz (ALP) ve laktat dehidrojenaz (LDH) enzim aktiviteleri ile kortizol, glukoz ve potasyum düzeyleri daha yüksek bulunmuşken total protein, kolesterol, kalsiyum, sodyum ve klor düzeyleri daha düşük bulunmuştur. Kan dokusundaki belirgin biyokimyasal yanıtlar, kirleticilere maruz kalan sucul organizmalardaki organ ve dokuların hasar görmesinden kaynaklanmaktadır. ALT, AST, ALP ve LDH gibi spesifik enzimlerin kandaki düzeylerinin artması balıkların özellikle de karaciğer dokusundaki, kirleticilerin neden olduğu hasarların bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer parametrelerde gözlemlenen değişimlerde yine kirleticilerin toksik etkilerinin bir sonucudur.

2013 yılında yaptığımız çalışmada Sitilce Bölgesinde yakalanan balıkların kas dokusundaki Zn, Cu, Pb ve Cr ‘un maksimum düzeyleri sırasıyla 22.58; 0.75; 0.29 ve 0.13 µg/g olarak bulunmuştur. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından izin verilen maksimum limitler Zn ve Cu için 30 µg/g, kurşun için ise 0,5 µg/g olup ABD Çevre Koruma Ajansı (USEPA)’nın Cr için maksimum limiti 0,5 µg/g’dır.

Sonuç olarak Sitilce bölgesinden alınan tüm balıkların yüksek metal düzeyleri, Atatürk Baraj Gölü’nün Adıyaman şehrinden gelen arıtılmamış atıksu deşarjlarının etkisinde kaldığını göstermektedir. Besin güvenirliliği açısından balık türlerinin kasındaki çalışılan metallerin düzeylerinin yasal olarak izin verilen maksimum limitlerin altında olduğu ancak gelecekte insan tüketimi açısından özellikle de yasal limitlere yaklaşan çinko düzeylerinden dolayı risk oluşturabileceği öngörülebilmektedir. Yakın gelecekte Sitilce Bölgesindeki balıkların tüketilmesinden dolayı insan sağlığı açısından bir risk oluşturmaması için bu çalışmada analiz edilen metallerin biyobirikimini önlemek için baraja giren endüstriyel ve kentsel atıklar gibi kirleticilerin konsantrasyonlarının kontrol edilmesi ve baraj gölündeki kirliliğin azaltılması için etkin önlemlerin bir an önce alınması gerekmektedir. Bununla birlikte Atatürk Baraj Gölü’ndeki balık türlerindeki metal düzeyleri periyodik olarak araştırılmaya devam edilmelidir. Alan çalışması yapılırken Sitilce bölgesinde ticari yada sportif amaçlı balık avcılığı yapıldığı ve çevredeki bazı bağ, bahçe ve tarlaların bu bölgedeki sular aracılığıyla sulandığı gözlemlenmiştir. Bu durum hem tüketilen besinlerin güvenirliliği hem de insan sağlığı açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır. Kasım 2013’te temeli atılan ve yapımı devam eden Sitilce Çayı üzerine yapılan Atıksu Arıtma Tesisi daha çevreci bir Adıyaman için oldukça önemli ve hem ekosistemin hem de onun ayrılmaz bir parçası olan insanların sağlığı açısından da sevindirici bir gelişmedir. Ancak daha tehlikeli ve barajdaki yüksek ağır metal düzeylerinden esas sorumlu olan sanayi atıksularını taşıyan Eğriçay üzerine de ileri teknolojiye sahip bir arıtma tesisinin yapılması gerekmektedir. Bu amaçla Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi Atıksu Arıtma Tesisi inşaatı da Ekim 2014’te başlatılmış ve iki yıl içinde bitmesi öngörülmektedir. Yine Adıyaman merkeze bağlı Kayaönü Köyünde yapılan Katı Atık Depolama Tesisi inşaatının tamamlanması ile Atatürk Baraj Gölü’nde Adıyaman merkezinden kaynaklı kirliliğin azalabileceği ve baraj gölünün ekolojik açıdan daha yaşanılır olabileceği öngörülebilir. Söz konusu üç projenin bitiminden sonra da Sitilce bölgesinde bilimsel çalışmalarımızı yeniden yapmayı planlamaktayız. Böylece tesislerden sonra baraj gölünde oluşacak yeni durumla ilgili daha iyi bir fikir sahibi olabileceğiz.

Adıyaman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özgür Fırat, projeye desteklerinden dolayı Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü’ye teşekkürlerini sunmuştur.

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: