İç Güvenlik Paketine Eleştiri

23 Şubat 2015 Pazartesi, 10:44

İç Güvenlik Paketine Eleştiri

 

Mecliste görüşülmekte olan ‘İç Güvenlik paketi’ ile ilgili Adıyaman Barış ve Demokrasi Platformu basın açıklaması yaptı.

Adıyaman’da Engelliler Çarşısı önünde toplanan Adıyaman Barış ve Demokrasi Platformu üyeleri Atatürk Caddesi ve Gölbaşı Caddelerinden sloganlar eşliğinde Demokrasi Parkı’na yürüdü. Burada İHD Başkanı Osman Süzen, platform adına basın açıklaması yaptı. Süzen, hukuk devleti için iç güvenlik yasa tasarısının geri çekilmesi gerektiğini ve yasayla birlikte çözüm süreci paketinin askıya alınmış olacağını savundu.

Süzen, “Kamuoyunda ‘yeni iç güvenlik paketi’ olarak bilinen, ‘Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’  TBMM’de milletvekillerinin birbirini yaralamaya kadar giden kavgaları ile görüşülmeye başlanmıştır. Torba kanun şeklinde hazırlanan yasa tasarısı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinde yer alan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, 6.maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı, 10.maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ve 11. maddede yer alan toplanma özgürlüğü hakları açısından sakıncalar taşımakla birlikte iç hukuk açısından yargıç güvencesini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca barış ve çözüm sürecini sonlandırma riski taşımaktadır. 4. madde değişikliği ile kişilerin üzerleri, eşyaları ve araçları yargıç kararı olmaksızın polis tarafından aranabilecektir. Her ne kadar tasarıda, kolluk amirinin arama yapma kararının 24 saat içinde görevli hakime sunulacağı hükmü bulunsa da bunun pratikte hiçbir önemi yoktur. Çünkü arama, fiilen, amirin emri ile gerçekleşmiş bitmiş olacaktır. Bu durum masumiyet karinesini ortadan kaldıracaktır.” dedi.

Süzen, “13.madde değişikliği ile polise sınırları ve içeriği belirsiz, koruma altına alma, yakalama, uzaklaştırma yapma imkânı getirilmektedir. Bu düzenleme ile de CMK’ un 90-92.maddeleri işlemez hale getirilmekte ve kolluğun keyfi gözaltı işlemleri yasal hale getirilmektedir. 15.madde değişikliği ile polise savcı ve mahkeme yerine geçerek müşteki, mağdur ya da tanık ifadelerini alma yetkisi tanınmaktadır. Bu değişiklikle CMK’nın tanıdığı haklar müşteki mağdur ya da tanıklık bakımından, kullanılamaz hale gelecektir.  16/7/b bendi değişikliği ile silah kullanma yetkisi genişletilmektedir. Bu madde değişikliği ile “orantılı güç ve orantılı müdahale “ ilkeleri hiçe sayılarak kolluk güçlerine yargısız infaz emri verilmektedir. 16.maddede 2007 yılı değişikliğinden sonra polisin keyfi silah kullanımı sonucu 180 kadar insan öldürülmüştür. Yapılmak istenen değişiklik ile bu sayılar daha da fazlalaşacaktır. Oysaki yapılması gereken, polisin silah kullanımı ile ilgili 16.maddenin açık net, öngörülebilir, hukukun üstünlüğü ilkesine uygun bir tanıma kavuşturulmasıdır.  Toplumsal eylemlerde insanların eylem ve etkinliklerini dağıtmak için kullanılan ve birçok insanın yaralanmasına neden olan basınçlı su ve boya araçları ile uygulamalarına 16.madde değişikliği ile yasallık kazandırılmak istenmektedir.” dedi.

Süzen, “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 23. 33.maddelerinde değişiklikler yapılmaktadır. Madde değişiklikleri ile Molotof, havai fişek, bilye, sapan ateşli silah kapsamına alınmıştır. Ceza miktarları artırılmıştır. Ayrıca şiddet kullanmasa, yüzünü kapatmasa da yasa dışı örgüt propagandası yapmak şeklinde bir suç yaratılmakta(33/b) ve 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. 3713 sayılı Terörle Mücadele kanunun 7/2(a) bendi yürürlükten kaldırılmakta ve yerine getirilen madde ile ceza miktarları artırılmaktadır. Yüzünü kısmen ya da tamamen kapatanlara verilecek cezalar en az 3 yıl olacaktır. Bu madde pekâlâ ifade özgürlüğünün keyfi biçimde sınırlandırılması sonucunu doğurabilecektir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 91.maddesine 4.fıkra eklenmekte, önleyici gözaltı müessesi getirilmektedir. Bu yolla polis suçüstü hallerinde 24 saat toplantı ve gösterilerde ise 48 saat gözaltında tutma yetkisi ile donatılmaktadır. Belirtilen durumda kişiler 48 saat izole edilmiş durumda tutulabilecekler, avukatına erişim hakları ve onun yardımından yararlanma hakları ellerinden alınmış olacaktır. Bu durum işkence yasağı bakımından da sakıncalıdır. Ayrıca, katalog suçlar maddesi olarak bilinen 100.maddenin 3.fıkrasına 2911 sayılı kanunun 33.maddesi ve 3713 sayılı kanunun7/3.maddesi eklenmek suretiyle toplanma özgürlüğünü kullananlar bakımından tutuklama kararı verilebilecekler listesi genişletilmektedir. Yüzü kapamak gibi ifadeler belirsiz ifadelerdir. Pekâlâ, kültür ve sanat insanları, tiyatrocular, gösteri sanatı ile iştigal edenler düzenledikleri etkinliklerde söz gelimi maskları kullanamayacaklar, palyaço kıyafetleri giyemeyecekler, söz gelimi maskeli balo kıyafetleri ile bir durumu protesto edemeyecekler ya da düşüncelerini bu tür kıyafet ya da malzemeler kullanarak açıklayamayacaklar. O nedenle gelecekte hem toplanma özgürlüğü hem de ifade özgürlüğü açısından “yüz örtme”, “yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlar” gibi ifadeler keyfiliğe yol açacaktır.

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11.maddesine G; H ve I bentleri eklenerek vali ve kaymakamların adli yetkilerle donatılması yolu açılmış olmaktadır. Bu durum güçler ayrılığı ilkesine, hukukun üstünlüğü ilkesine, bağımsız ve tarafsız yargı ilkesine, adil yargılanma ve savunma hakkı ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

Sonuç olarak görüşülmekte olan yeni güvenlik paketi, insan hakları ve özgürlüklerini güvence altına alan, hakları ve özgürlükleri koruyan ve genişleten hükümler taşımamaktadır. Tam tersine bireylerin hak ve özgürlüklerini keyfi biçimde sınırlandıran, yargı güvencesini ortadan kaldıran düzenlemelerdir. Hükümet, bu tür hak ve özgürlükleri kısıtlayan yasa düzenlemeleri ile kişileri fişlemekte, yargısız infazları yaygınlaştırmakta ve yargı bağımsızlığı ilkesini hiçe saymaktadır. Bu paket  çözüm sürecine bir darbe olacaktır. Kürt sorununu hak ve özgürlükler temelinde diyalog ile çözmeye dönük 2 yıla yakın bir zamandır devam eden görüşmelerde bugüne kadar ciddi bir müzekkere sürecine başlanmamış ise de en azından bir çatışmasızlık durumunun olması sorunun çözümü konusunda bir imkân ve umut sunabilme potansiyelini taşımakta iken; iç güvenlik paketi ile iktidar sorunu yine bir güvenlik sorununa indirgemektedir. Bu nedenle paket en büyük darbeyi barış ve çözüm sürecine vuracaktır.

Bütün bu durumlar karşısında Hükümeti, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleriyle ve AİHM içtihatlarıyla uyumlu hukuksal düzenlemeler yapmaya ve uygulamaya Kürt sorununu bir güvenlik sorunu olarak görmeye yol açan bu felsefeden vazgeçmeye, toplumu daha da kutuplaştıracak, toplumsal barışı seçim sürecine girdiğimiz bu kritik süreçte bozacak bu paketi geri çekmeye davet ediyoruz.” dedi.

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: